Skinner edimsel koşullanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Skinner edimsel koşullanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ağustos 2020 Pazar

Burrhus Frederic Skinner

Burrhus Frederic Skinner
20 Mart 1904′te Pennsylvania’nın Susquehanna kasabasında doğdu. Babası birincil olarak kendini eğitmiş bir tüzeciydi. Hem mahkeme salonunda hem de Cumhuriyetçi partiyi desteklemek için politik kürsüde yetenekli bir konuşmacıydı. Emekçilerin tanzimat yasaları üzerine oldukça saygın bir ders kitabı yazmış ve ailesi için her zaman iyi bir geçim düzeyi sağlamıştı -ve gene de Skinner babasının yaşamının bir başarısızlık olduğunu bildirir.
Skinner annesini gençliğinde “parlak ve güzel” olarak betimler. Annesi sevilen biri ve iyi bir şarkıcıydı ve lisede sınıf ikincisiydi. Oldukça katı terbiye anlayışlarıyla ilgili olarak Skinner şunları yazıyordu: “Tanrıdan,polisten ve başkalarının ne düşüneceklerinden korkmam öğretildi. Bir sonuç olarak, genellikle yapmam gerekeni büyük bir çaba göstermeksizin yaparım.”

Skinner’in en erken anlıksal tutkuları yazınsal tutkulardı. Piaget gibi o da ilk çalışmasının basıldığını on yaşında gördü. “O Kötümser Arkadaş” başlıklı bir şiir.

Skinner, 1922′de Hamilton Koleji’ne yazıldığı zaman ailenin üniversiteye başlayan ilk üyesi oldu. Aralarında yaşambilim ve Wundt’un eski öğrencilerinden biri tarafından verilen felsefe dersi olan çeşitli dersler aldı ama aralarında ruhbilim yoktu.

En sevdiği dersler İngilizce ve yazın olmayı sürdürdü. Kolej eğitiminin son yılından önceki yaz Middlebury Kolejinde bir yazarlar seminerine katılmıştı ve konuklar arasında Robert Frost da bulunuyordu. Frost Skinner’den yakından incelemek için çalışmalarının bir bölümünü isteyecek kadar etkilendi. Skinner kabul etti ve o yılın sonlarına doğru Frost’tan bir mektup aldı: “Değerin düz yazıda bu yıl gördüğüm herhangi başka birinin iki katı eder.” Skinner şimdi yazgısı konusunda hiçbir kuşku taşımıyordu: profesyonel bir yazar olacaktı.

Hamilton’u bitirdikten sonra evine geri döndü ve kendine tavan arasında bir çalışma odası yaparak yazı yazmaya çalıştı. Deneme dört dörtlük bir yıkımdı ve Skinner daha sonra bu dönemden “Karanlık Yıl” olarak söz edecekti. Babası başarısız bir dönem geçiriyordu,kendileriyle düşüncelerini çok az arkadaş ve meslektaş bulabilen Skinner yalıtılmış olduğunu gördü. Ve hepsinde kötüsü,yazacak önemli bir şey düşünemiyordu. Ve sonunda Kömür İşletmeleri Uzlaştırma Kurulu tarafından eline verilen binlerce tüzel kararı özetleme yoluyla oyalanmaya ve kazanç sağlamaya karar verdi.

Skinner bir eleştirmenin, romancı Thackery’ın karakterlerinden birine ilişkin bir yorumu tarafından çarpıldı: “Thackeray bilmiyor ama, kız sarhoştu” diyordu eleştirmen. Skinner yazarların sık sık karakterleri doğru olarak betimleyebildiklerini ama onların niçin betimledikleri gibi davranmaları gerektiği konusunda hiçbir şey bilmediklerini düşündü. Yalnızca davranışa bilimsel bir yaklaşım bu bilgiyi sağlayabilirdi.

Bu sıralarda davranışçılık yaygın bir ilgi konusu olmaya başlıyordu. Watson’un Davranışçılık adlı kitabı daha yeni yayımlanmıştı ve Skinner bu kitapta anlaşacağı çok şey buldu.

Skinner, H. G. Wells tarafından Pavlov ve İngiliz yazarı G. B. Shaw üzerine yazılan bir makaleyi okuduğu zaman simgesel bir dönüm noktasına ulaştı. Ürkütücü bir saygınlığı olan Shaw, Pavlov üzerine bir saldırı yayımlamış,onu, salt ne olduğunu görebilmek için bebekleri diri diri kaynatmaya alışmış alçak bir diri-kesici olarak etiketlendirmişti. Well her iki insan için de kişisel hayranlığını anlattı ve ortaya varsayımsal bir soru atarak bitirdi: Pavlov ve Shaw rıhtımın iki yanında boğuluyorlardı; sen, rıhtımdaki tek bir can simidini hangi tarafa atardın? Skinner kendi yanıtının ne olacağı konusunda karar vermede pek sıkıntıya düşmedi.
Davranışçı ruhbilim öğrenmeye karar verdi ve 1928 sonbaharında Harvard’a kabul edilir.

EDİMSEL KOŞULLANDIRMA

Skinner Harvard’daki son sekiz yılı lisansüstü öğrenci,doktora-üstü üye ve sonunda saygın Society of Fellows’da Junior Fellow olarak geçirdi. Bu sekiz yıl sırasında bütünüyle yeni bir tür davranışçı çözümleme için temel attı.
Skinner’in erken başarısı o zamandan beri “Skinner Kutusu” olarak bilinen yalın ama dahiyane bir laboratuar aygıtı geliştirmiş olmasına bağlıydı. Aygıt, onun edimsel koşullanma dediği bir davranış türü üzerinde bir dizi ayrıntılı ve dizgesel deneyde bulunmasını olanaklı kılıyordu. Skinner kutusunu nasıl icat ettiğinin öyküsünü “Bilimsel Yöntemde Bir Olay Öyküsü” başlıklı hayranlık verici bir yarı-ciddi makalede anlattı. Bu anlatıya göre, dört “formülleştirilmemiş bilimsel uygulama ilkesi” başarısının giziydi.
“ilginç birşeyle karşılaştığın zaman,başka herşeyi bırak ve onu incele.” Kutu içine hayvan özne yerleştirildikten sonra deneycinin etkin katılımını hemen hemen hiç gerektirmiyordu. Bu Skinner’in ikinci ilkesini örneklendiriyordu: “kimi araştırma yolları başkalarından daha kolaydır.” Aygıtın en yararlı yanlarından kimileri terkedilen kimi parçalarla doğaçlamanın önceden niyet edilmemiş sonuçlarıydılar, ve bu da üçüncü ilkeyi örneklendiriyordu: “kimi insanlar şanslıdır.” Skinner’in son ilkesi “aygıtın kimi zaman bozulduğu” yolundaki kesin olguydu. Daha ilginç deneylerinden bazıları aygıtın rastlantısal bozulmalarından esinlenilerek yapılmıştı.

Davranışta tepkesel (reflex) karşılıkların yalnızca edilgin bir kazanımdan daha çoğu olduğunu biliyordu. Dokunulmayan ve normal olarak işlev gören örgenliklerin (organ) çevre üzerinde etkin olarak işlemde bulunma,onu ayarlamayı ve en azından belli bir düzeye kadar denetlemeyi öğrenme yolunu incelemenin davranışçı bir yolunu araştırdı. Skinner kutusu edimsel koşullanma adını verdiği bu tür öğrenmeyi incelemek için ideal bir araçtı.

25 Temmuz 2020 Cumartesi

Edimsel Koşullanma

Edimsel Koşullanma
Klasik koşullanma yoluyla öğrenmeyi sağlamak için, yapılan bir davranışa neden olan uyarıcının bilinmesi gerekir Oysa insan davranışlarına neden olan uyarıcıları her zaman tahmin etmek mümkün değildir İnsanlar çevrelerinde bulunan çeşitli nesnelerle etkileşim kurarak farklı davranışlarda bulunurlar. Thorndike’ın çalışmalarından hareket eden Skinner, organizmanın davranışlarını uyarıcılara karşı gösterilen otomatik bir tepki olmaktan çok kasıtlı olarak yapılan hareketler olarak kabul etmektedir İnsanların karmaşık uyarıcı durumlarla karşılaştıklarında gösterdikleri davranışlara operant (edim) adı veren Skinner, bu operantların, onları izleyen sonuçlardan etkilendiğini ileri sürmektedir Organizmayı olumlu bir sonuca götüren davranışlar kalıcı olur Diğer bir deyişle, insanlar davranışları sonucu olumlu bir durumla karşılaştıklarında, o davranışın tekrarlanma olasılığı artar Davranıştan sonra gelen bu olumlu sonuçlara pekiştirme denir Skinner’in çalışması Operant Koşullanma olarak bilinmektedir.
Edimsel davranış: Bilinen bir uyarıcı tarafından oluşturulmaz; organizma tarafından ortaya konur ve sonuçları tarafından kontrol edilir.
· Klasik koşullanmada önce uyaran vardır ve organizma ona tepki gösterir (U-T)
· Edimsel davranışta önce tepki yapılır sonra tepkinin doğurduğu uyarıcı gelir (T-U)
Davranış sonucunda organizmanın hoşuna giden bir durum ortaya çıkar Örneğin yeni aldığınız bir kazağı giydiğiniz zaman arkadaşlarınız “Kazağın çok güzel, sana çok yakışmış” derse, o kazağı giyme davranışınız devam eder Davranışın sonucunda organizmanın hoşuna gitmeyen bir durum ortaya çıkar Yeni kazağınızı giydiğiniz gün değer verdiğiniz bir arkadaşınız size yakışmadığını söylerse, o kazağı giymek istemezsiniz Skinner’e göre bir davranışın sonucu, organizma için hoşa giden, olumlu bir durum yaratıyorsa, o davranışın tekrar ortaya çıkma olasılığı artar Davranışın arkasından olumlu uyarıcı verilerek yapılan koşullamaya edimsel koşullama denir Bu tür koşullamada, davranışı izleyen ve organizma üzerinde hoşa gidici bir etki yaratarak, davranışın (edimin) ortaya çıkma olasılığını artıran uyarıcılara pekiştireç denir. Diğer bir deyişle pekiştirilen davranış öğrenilir Bir davranışın arkasından gelen ve organizma için hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılar ise cezadır Ceza davranışı zayıflatır ya da belli bir süre için durdurur. Pekiştireçler olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır Bir davranış, organizmanın hoşuna gidecek bir uyarıcının doğrudan verilmesi ile pekiştiriliyorsa, buna olumlu pekiştirme denir Sınıfta bir soruyu doğru cevaplandıran öğrenciye yaşına göre, aferin denmesi, başının okşanması, (+) puan verilmesi, gülümsenerek onaylanması birer olumlu pekiştirmedir Organizma hoş olmayan bir durumdan kurtarılarak da davranış pekiştirilebilir Bu tür pekiştirmeye olumsuz pekiştirme denir Bir öğrenci evindeki aile kavgalarından, sorunlarından kaçmak için okula geliyorsa, okul bu öğrenci için olumsuz pekiştireçtir. Çünkü öğrenci okula gelerek kendisine acı veren sorunlardan kurtulmakta ve rahat etmektedir Hem olumlu hem de olumsuz pekiştirme organizmanın hoşuna giden bir etki yaratır ve davranışın tekrar ortaya çıkma olasılığını artırır Pekiştireçler yoluyla birey istendik ve istenmedik davranışlar öğrenebilir Bu nedenle pekiştireçler çok dikkatli kullanılmalı ve doğru davranışlar pekiştirilmelidir.
Yapılan bir davranışın sonucunda, organizma için olumsuz bir durum yaratan uyarıcılara ceza denir Ceza da pekiştireç gibi iki türlüdür. Birinci tip cezada davranışın arkasından olumsuz uyarıcı doğrudan doğruya verilir Çocuğun yaptığı bir davranış nedeniyle dövülmesi, azarlanması İkinci tür cezada ise ortamda bulunan olumlu bir uyarıcı ortamdan çekilerek, organizma için olumsuz bir durum yaratılır. Teneffüse çıkmayı yasaklama, arkadaşlarından ayırma.. Pekiştireç davranışı güçlendirirken, ceza zayıflatır ya da belli bir süre için durdurur Ceza davranışı kısa zamanda durdurduğu ve uygulaması kolay olduğu için öğretmenler ve ebeveynler tarafından sıkça kullanılmaktadır Ceza, istenmedik davranışların bastırılmasında etkili olabilir Ancak davranış değişikliğine neden olmaz Diğer bir deyişle istenmedik bir davranışı istendik yönde değiştirmez Cezanın diğer bir olumsuz yönü ise saldırgan davranışlara neden olmasıdır Olumsuz pekiştirme ile ceza, çoğu zaman karıştırılmakta birinin yerine kullanılmaktadır Oysa, olumsuz pekiştirmede, olumsuz pekiştireçler ortamdan çıkartılırken, cezada olumsuz pekiştireçler ortama konur Olumsuz pekiştirmede, davranışın tekrar edilme olasılığı artarken, ceza, davranışı durdurur.
Premack ilkesi: Büyükannenin Kuralları. Çok sık görülen (tercih edilen) davranış pekiştireç olarak kullanılarak, az gösterilen (tercih edilmeyen) davranış ortaya çıkarılmaya çalışılırÖrneğin, sebze yemeğini sevmeyen, ancak tatlıyı çok seven bir çocuğa, sebze yedirmek için “Sebze yemeğini bitirdikten sonra, tatlı yiyebilirsin” denebilir “Şu kadar yazı yazarsanız, teneffüse çıkabilirsiniz” şeklinde okulda da çok kullanılır. Skinner’e göre eğitimin amacı bilgiyi en yüksek düzeye çıkarmak olmalıdır. Bu da edimsel koşullanmayla, davranış repertuarını zenginleştirerek sağlanabilir Öğrencinin bir şey bildiğini söyleyebilmek için, belirli davranışlarının gözlenebilmesi gerekir.
Skinner’in programlanmış öğrenme ilkeleri şöyle sıralanabilir:
· Öğrenilecek konu çok küçük ünitelere ayrılarak güçlük derecesine göre basamaklandırılır
· Öğrenci her basamakta bir edimde bulunur
· Öğrenilecek konu bir uyaran durumuna gelir
· Öğrenci her basamakta yaptığı edimin sonucunu hemen görür
Edim doğru ise ilerler yanlış ise düzeltilir
EDİMSEL KOŞULLANMANIN EĞİTİME UYGULANMASI
Edimsel koşullamanın getirdiği ilkeler günümüzde halen geçerliğini korumaktadır Edimsel koşullanma özellikle çocuk eğitiminde, sınıfta disiplinin sağlanmasında, psiko-motor ve duyuşsal davranışların kazandırılmasında önemli rol oynamaktadır Pekiştireçlerin etkili bir biçimde kullanılması için göz önünde bulundurulması gereken hususlar: Pekiştireç mutlaka doğru davranışı takip etmelidir Pekiştireç hangi davranışın arkasından verilirse o davranışın ortaya çıkma sıklığını artırır Örneğin sınıfta söz almak istediğini göstermeden, arkadaşlarının sözünü keserek konuşan bir öğrenci, öğretmen tarafından dinlenirse, öğrenci bu tür davranışları tekrar edecektir Öğrenci pekiştireci hangi davranışın sonucunda aldığını farketmelidir Bunu sağlamak için pekiştirecin doğru davranıştan hemen sonra verilmesi gerekir Aradan zaman geçtiyse, öğrenciye verilen pekiştirecin hangi davranışı için olduğunu açıklamak gerekir Öğrencide davranış değişikliği meydana getirmek için mümkün olduğunca olumlu pekiştireç kullanılmaya çalışılmalıdır Ayrıca pekiştirecin verildiği durumda öğrenciyi etkileyen diğer uyarıcılar da göz önünde bulundurulmalıdır Örneğin derste sıkılan bir öğrenciyi gürültü yapıyor diye sınıftan atan bir öğretmen, öğrencinin davranışını cezalandırmaktan çok pekiştirmiş olur Pekiştireçlerin değeri öğrenciden öğrenciye değişir Bir öğrenci için yüksek not önemli bir pekiştireçken, sınıfta kalmaya niyetli bir öğrenci için hiçbir anlam ifade etmeyebilir Pekiştireçler, öğrencilerin ihtiyaçlarına, yaşlarına, sosyal çevrelerine göre değişmektedir Pekiştirecin ne olacağının yanı sıra, ne zaman verileceği de önem taşımaktadır Pekiştireç, yeni ve öğrenilmesi güç davranışların kazandırılmasında daha sık verilmelidir Davranış öğrenildikten sonra pekiştireçlerin azaltılması daha etkili olacaktır.
Bazı ince pekiştirme çeşitleri:
Öğrenilecek davranış yeni ve karmaşık ise her doğru davranış pekiştirilebilir Buna sürekli pekiştirme denir Ancak okul öğrenmelerinde tüm öğrencilerin davranışlarını sürekli pekiştirmek mümkün değildir Ayrıca pekiştireç çok sık verilirse değerini yitirir ve pekiştireç olma özelliğini kaybeder Bu nedenle pekiştireçler çoğunlukla belli aralıklarla verilir Bu uygulamaya aralıklı pekiştirme denir. Sabit zaman aralıklı pekiştirmede, pekiştireçler belli zamanlarda verilir Memur maaşları, günlük yövmiyeler, öğrenciler için teneffüsler bu tip pekiştirmelere örnektir Bu tür pekiştirmeye örnek olarak, öğrencilerin yazılı ve sözlü sınavlardan önce çalışıp, sonra çalışmamaları verilebilir. Değişken zaman aralıklı pekiştirmede ise pekiştireçler beklenmedik zamanlarda verilir Bu nedenle süpriz niteliğindedir Birey de pekiştireç beklentisi olduğu sürece istenilen davranışı gösterir Okulda öğretmenin, öğrencilerin bazı başarılarını pekiştirmesi, arada sırada başarısına yüksek puan vermesi bu tür pekiştirmedir Okulda bu tür pekiştireçler öğrencinin sürekli çalışmasını sağlar. Sabit oran aralıklı pekiştirmede kaç davranıştan sonra pekiştireç verileceği bellidir Örneğin işçilere ürettikleri parça başına ücret verilmesi bu tür pekiştirmeye örnek gösterilebilir Okulda da öğrencilere yaptıkları her ödev için not ya da yıldız verilmesi, doğru yanıtladıkları her 5 problem için tam puan verilmesi, sabit oranlı pekiştirmedir Bu durumda öğrenciler yaptıkları doğru davranış sayısını artırarak istediği kadar pekiştireç alabilirler. Değişken oran aralıklı pekiştirmede ise kaç doğru davranışa pekiştireç verileceği belirli değildir Öğretmenin bir seferinde 5 problemi doğru çözeni, diğer seferinde 7 problemi doğru çözeni ödüllendirmesi bu tür pekiştirme tarifine örnek verilebilir.
Koşullu Anlaşma:
Koşullu anlaşma, bireyin pekiştireci elde etmesi için belli bir şekilde davranmasını gerektirir Örneğin, annenin çocuğuyla “ödevini bitirdiği taktirde oynamaya dışarı çıkabilirsin”, “Bir hafta boyunca odanı düzenli tuttuğun taktirde hafta sonununda çocuk tiyatrosuna götüreceğim” gibi yaptığı sözleşmelerdir Birey kendi kendisiyle de koşullu anlaşmalar yapabilir Örneğin; Bu sınavdan başarılı olduğum taktirde hafta sonu sinemaya gideceğim, gibi. Davranış değiştirmek amacıyla kullanılan diğer bir yöntem de, simgesel ödülle pekiştirmedir Bu yöntemde çocuğa şeker, oyuncak, sokağa çıkma izni gibi doğrudan doğruya ihtiyacını karşılayacak bir ödül yerine, yıldız, puan, oyuncak, para vbsimgesel ödüller verilirÇocuk bu simgesel ödülleri toplayarak daha sonra gerçek ödüle dönüştürür Simgesel ödülle pekiştirme, okulda özellikle yavaş öğrenen ve özürlü çocuklarda, akademik ve sosyal davranışların geliştirilmesinde etkili bir biçimde kullanılabilir Simgesel ödülle pekiştirme, bir program çerçevesinde düzenlenir Bu programı öğretmen kendisi hazırlayabileceği gibi, öğrenciyle birlikte de hazırlayabilir Program hazırlanırken aşağıdaki işlemlerin yapılması gerekir. Değiştirilmek istenilen davranışların belirlenmesi: Programın başarıya ulaşması için öncelikle öğrencide hangi davranışların değiştirilmek istendiğine karar verilmesi gerekir Bu amaçla öğrencinin sınıftaki davranışları incelenir ve bu davranışlardan istenen ve istenmeyenler belirlenir. Değiştirilecek davranışlar belirlendikten sonra simgesel ödülün ne olacağına ve her davranışın karşılığında kaç simge verileceğine öğrencilerle birlikte karar verilir Simgesel ödül, öğrencinin adına açılan bir kartona yıldız çizme ya da yapıştırma, boncuk verme, renkli kartonlardan yapılmış küçük çiçek figürleri vb olabilir. Simgeler belirlendikten sonra elde edilen simgelerin nasıl harcanacağına, yani birincil pekiştireçlerin neler olacağına ve bunların kaç simgeye bedel olduğuna karar verilmesi gerekir Pekiştireçler seçilirken öğrencinin ihtiyaç ve tercihleri göz önünde bulundurulmalıdır. Pekiştireçlerin bedeli, çocuk için çekiciliğine göre, çocukla birlikte belirlenmelidir.
Biçimlendirme:
Edimsel koşullama süreci normal koşullarda çok zaman alır. Skinner kutusuna konan hayvanın kendi başına manivelaya basarak yiyeceği elde etmesi beklenirse, hayvan ya ölür yada tesadüfen yiyeceği elde etmeyi öğrenir Oysa edimsel koşullamada bir başka yaklaşım olan biçimlendirme ile hayvanın daha kısa sürede yiyeceği elde etmesi sağlanabilir Biçimlendirmenin temeli, organizmanın beklenen en yakın tepkisi pekiştirilerek, kademe kademe amaç davranışa ulaşmasını sağlamaktır. Sonuç olarak, biçimlendirme, beklenen davranışa yakın olarak görülen bir tepkinin pekiştirilmesiyle başlayan ve kademeli bir şekilde istenen tepkiye daha yaklaşan tepkilerin pekiştirilmesi ve en sonunda da istenen tepkinin kazandırılmasıyla sonlanan bir süreçtir.
Programlı Öğretim
Skinner’e göre öğrenmenin etkili bir şekilde oluşabilmesi için şu koşullar yerine getirilmelidir:
· Öğrenilecek bilgi, küçük adımlarla öğrenciye sunulmalıdır
· Öğrenen kişiye öğrenmelerinin doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında anında bilgi (dönüt) verilmelidir
· Öğrencinin kendi hızıyla öğrenmesine olanak verilmelidir
Skinner, sınıftaki bu öğrenme problemlerine çözüm olarak alternatif bir öğretme tekniği olan programlı öğretimi önermiştir Programlı öğretim materyallerini sunmak üzere kullanılan makinalara öğretme makinaları adı verilmektedir Programlı öğretim ilkeleri öğretim makinalarında kullanılarak yaygınlaştırılmıştır Skinner sınıf öğretimine karşıdır Çünkü toplu öğretimde her öğrenciye uygun uyarıcı, dönüt verilmemekte, pekiştirme yapılmamakta ve her öğrencinin doğru davranışı göstermesi sağlanamamaktadır. Makinanın temel ögesi programdır Programda öğrenciye öğretilecek konu, aşamalılık ilişkisi (önceki öğrenmelerin sonraki öğrenmeleri destekleyecek şekilde sıralanması) dikkate alınarak küçük birimler halinde analiz edilir Her birimi öğrenmek için öğrencinin ne yapacağına ilişkin yönergeler verilir Öğrenci; her birimi tamamladıktan sonra test edilir Öğrencinin cevapları ile doğru cevaplar karşılaştırılarak doğru cevapları pekiştirilir. Bir sonraki öğrenme birimine geçirilir Yanlış cevaplamışsa yanlışı düzeltmesi için yeni yönergeler verilir Bu durum, öğrenme birimi tam olarak öğrenilinceye kadar sürer Bu tür programlar genellikle doğrusal programlardır ve öğretme makinası dışında, programlı öğretim tekniğiyle hazırlanmış kitaplarda da uygulanabilir Skinner, öğretme makinalarında doğrusal programları tercih etmekle birlikte, bilgisayarların gelişimiyle dallı programlar yaygınlaşmıştırDallı programlarda öğrenciye öğrenmesi için birçok alternatif yönerge verilmekte öğrenci bunlardan kendisine en uygun olanını seçmektedir ayrıca düzeltme çalışmaları için de çeşitli öneriler bulunmaktadır Bu nedenle bilgisayar destekli öğretim orijinal öğretme makinalarını ya da bireysel çalışma kitaplarının yerini almıştır.