Taoizm nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taoizm nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2020 Pazar

Taocu Felsefe

Taocu Felsefe

Konfüçyanizm realistik ve politik bir felsefe geliştirmişken; Taoculuk (ya da Daoculuk), mistisizmle ve kutsal düşünceyle tanımlanabilir. Her ne kadar Chu – ang Tzu (d. M.Ö. 369) çok etkili başka bir Taocu düşünür olsa da; Lao Tzu, Çin’in kültür hayatındaki Taocu eğilimlerin en büyük temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Lao Tzu’nun hayatı hakkında, Konfüçyus’un daha yaşlı bir çağ­daşı olduğunun dışında çok az şey biliyoruz. Gözden uzak bir yaşam sürdüğü­ne ve şöhretten kaçındığına inanılmaktadır. Lao Tzu’nun adı, ayrılmaz bir şekil­de ünlü Tao-te-ching (‘Yolun ve Erdeminin Klasiği’)le bağlantılı olsa da, bu ese­ri kendisinin yazdığı şüphelidir. Muhtemelen öğrencileri tarafından yazılmıştır.

Tao-te-ching, Taocu felsefenin klasik metni olarak kabul edilir. Metin kolay­lıkla anlaşılmaz ve çok büyük yorum problemleri sunmaktadır. Heraklit gibi Lao Tzu da genellikle ‘şaşırtıcı’ ve ‘anlaşılmaz’ görülmüştür. Tao-te-ching, en iyi şekliyle Çin tabiat felsefesine ve oluş felsefesine bir katkı olarak değerlendirilebilir. Böylelikle kendisini, pratik eğilimli Konfüçyus felsefesinden kesin bir tarz­da ayırır.

Lao Tzu’ya göre en temel fikir, ‘tao’ dur. Bu ’sınırsız’, ’sonsuz’, ‘değişmez’, ‘zamandan ve mekandan bağımsız’ ve ‘biçim olduğu kadar kaos’ olarak tanım­lanabilir. Böylesi etiketler, sadece taonun neyle ilgili olduğu konusunda bir fi­kir verebilir. Kurallara bakılırsa dil bunun için yeterli değildir; çünkü tao kav­ramsal olarak tanımlanamaz. Bununla birlikte Lao Tzu’nun tao üzerine düşün­celeri, bizim Yunan doğa felsefesinden bildiğimiz soru ve cevaplarla birçok or­tak yöne sahip gözüküyor. Anaximander, arche’nin apeiron, yani ’sınırsız’ ve ’sonsuz’ olduğuna inanmıştı. Şüphesiz tao ve apeiron arasında kesiş bir aile ligi vardır. Ananximander gibi, Lao Tzu, taonun yer ye gökyüzünden önce geldiğini, tüm varlık için kaynak ve dönüş noktası olduğunu iddia eder. Tao nun ‘dünyanın anası’, varlığın tüm çeşitliliğinin başlangıç noktası olarak görülebileceğini kanıtlamak için bir örneğe başvurur: Tao’yu; oluşun oluşu, var olan her şeyin temeli olan sınırsız iptidai güç olarak algılamamız mümkündür. Ancak başka bir yerde Lao Tzu, varlığın yokluktan geldiğini söyler. Burada ‘varlığın’ iptidai gücü olan Tao’yu varolan bir şey ya da nesne kılığına sokmaktan kaçınmak için ‘yokluk’ olarak tanımlanması gerektiğini kasdetmiş olabilir. Tabii bu tür yorumlar büyük oranda belirsizlikle doludur. Ancak bunlar mantıklı ölçüde, Lao Tzu’nun temel madde problemine Sokrates Öncesi doğa felsefeleriyle aynı şekilde yaklaştığını söyleyebiliriz.

Lao Tzu’nun evrensel adalete dair görüşü erken Yunan felsefesiyle açık bir şekilde paralel yönlere sahiptir. Lao Tzu, varlığımızda temel bir adalet ilkesinin Olduğuna inanmış gözükür: Bir şey haddinden fazla sıkıştırıldığında, bir tepki meydana gelir: ‘Nimetler felakete yüz çevirir, ve nimetler felaketlere dayanır.’ Bir şey en sınır noktasına kadar dayandığında, tam tersine döner. Çok fazla mutluluk mutsuzluğu doğurur. Aşırı mutsuzluk da mutluluğa dönecektir. Dola­yısıyla, bir şey doğal sınırlarını aştığında, kibir meydana geldiğinde, ortada mü­dahale eden ve olması gereken ya da olacak olan düzeni sağlayan bir güç var­dır. Heraklit de benzeri bir düşünceye sahiptir; 44. parçada (D:94) şunu söyler: ‘Güneş ölçeğini şaşırmayacaktır. Şayet; bu olursa, Adalet görevlileri bunun farkına varacaklardır.’ Sonuç olarak hem Lao Tzu, hem de Heraklit tanzim edilmiş bir varoluşu garanti altına alan kozmik bir adalet prensibini baştan kabul etmiş gözükürler.

‘Anlaşılması zor’ Lao Tzu’nun neden Konfüçyanizmin pragmatik sosyo – ahlaki düsturlarıyla çatışma halinde olduğunu anlamak zor değildir, Lao Tzu aynı zamanda açıkça Konfüçyen eğitim geleneğine karşı çıkmıştır. İnsanların çok fazla bilgi yerine, az bilgiyle yetinmelerinin daha iyi olduğunu; fazla eğitimin, sadece insanların ruhlarını yoldan çıkaracağını söylediği iddia edilir.

19 Haziran 2019 Çarşamba

Taoculuk (Taoizm)

Taoculuk  (Taoizm)
"Varlık var mıdır?" sorusunu ''Yoktur." diye yanıtlayan öğretilerden biri de Taoculuk (Taoizm) tur. Dış dünyadaki varlıklar var olmasalar bile, gerçekten var olan bir varlıktan söz edilir. Bu Tao'dur. Taoculuk Çin'de yaklaşık M.Ö. 6. yüzyılda doğmuştur. Kurucusu Lao Tse (M.Ö. 570-485) adlı bir düşünürdür. Önceleri felsefi bir öğreti olan Taoculuk zamanla din şekline dönüşmüştür. Temel ilkeleri, günümüze kadar gelen “Çuang Tseu” adlı kitapta belirtilmiştir. Bu öğretiye göre Tao, evrenin düzenidir; bütün olayların kendisinden çıktığı sonsuz özdür. Gerçek, tüm çeşitliliğine karşın tektir. Olaylar dış görünüşlerden başka bir şey değildir. Her şey görecelidir (rölatiftir). Aldatıcı dünya varlıktan yoksundur.

Şu satırlar Taoculuğun varlık anlayışı hakkında bir fikir verebilir: Çuang Tseu adlı eserde, eserin kahramanı Çuang Tseu suda oynaşan balıkları görünce; “İşte balıkların eğlencesi” der. Karşısındaki ise şu itirazda bulunur; “Sen balık değilsin ki balığın neyle eğlendiğini hilesini”  Çuang Tseu de şöyle der:Sen de ben değilsin ki benim balıkların neyle eğlendiklerini bilmediğimi bilesin!”... “Eskiden ‘varoluş’ un birliği içinde başka varlıklarla kaynaşmış olduğumuza göre bu varlıkları da anlayabiliriz belki...”

Taoculuğun ana ilkesi şudur: Tao'ya, yani doğaya göre yaşamak ve onun yasalarıyla özdeşleşmek. Taoculuğa göre insan düşünce, esrime (vecd) ve sezgi yoluyla ilk gerçek olan Tao ile birleşebilir. Tao ile birleşen kişi ise aldatıcı dünyadan uzaklaşır ve ölümsüzlüğe kavuşur.